Yargıtay Başkanlığının aşağıda bilgileri belirtilmiş olan kararına göre Aldatmada Affedilen Taraf Sonradan Kusurlu Sayılamaz denilmektedir. Kararda ise anlatım şu şekilde gerçekleşmektedir.

…mahkemece “kadının bir başkasıyla ilişkisi olduğu, bundan sonra tarafların barışıp bir araya geldikleri, dolayısıyla kocanın, eşini affettiği, artık bundan dolayı kadının kusurlu sayılamayacağı; bir araya gelmelerinden sonra, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal sayılabilecek tutum ve davranışının ispatlanamadığı…şeklinde karar anlatımı devam etmektedir.

Aldatma nedeniyle boşanma davasına ilişkin makalemizi okumak için buraya tıklayınız.

Bu nedenle Aldatmada Affedilen Taraf Sonradan Kusurlu Sayılamaz denilmektedir Yargıtay kararına göre; işte Aldatmada Affedilen Taraf Sonradan Kusurlu Sayılamaz başlıklı olarak belirlediğimiz Yargıtay Kararı;

YARGITAY BAŞKANLIĞI

Hukuk Dairesi 2014/18624 E. , 2015/2859 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi

Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki “boşanma” davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatlar ile kendi tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı (koca)’nın kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.

2-Diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

a-Kadın tarafından açılan, birleştirilen boşanma davası kabul edilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, kocanın boşanma davası reddedilmiş, kadın yararına yoksulluk nafakası maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Mahkemece “kadının bir başkasıyla ilişkisi olduğu, bundan sonra tarafların barışıp bir araya geldikleri, dolayısıyla kocanın, eşini affettiği, artık bundan dolayı kadının kusurlu sayılamayacağı; bir araya gelmelerinden sonra, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal sayılabilecek tutum ve davranışının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Buna karşılık davacı-davalı (koca)’nın, ablasının facebook hesabına gönderilen eşiyle ilgili bazı mesaj ve fotoğrafları bahane edilmiştir. Eşini eşyalarını toplayıp ailesinin yanına gönderdiği, bu sebeple kocanın kusurlu olduğu” kabul edilmiştir. Oysa, bir araya gelmelerinden sonra da, davalı-davacı (kadın)’ın güven sarsıcı tutum ve davranışlarını sürdürdüğü, kocanın, eşinin barışıp bir araya gelmelerinden önceki ilişkisinin, içine düşülen bir hata sonucu olmadığını, ısrarla sürdürülmek istenen bir ilişki boyutunda olduğunu öğrendiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.

Olayların gelişimi karşısında kocanın eşiyle bir araya gelmiş olması somut dava bakımından artık af olarak değerlendirilemez. Kaldı ki, bundan sonra da kadının güven sarsıcı tutum ve davranışı devam etmiştir. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin davalı-davacı (kadın)’ın açıklanan kusurlu tutum ve davranışı sonucu temelinden sarsıldığının, kocanın boşanma davası açmakta haklı olduğunun kabulü gerekir. Durum böyle olunca da, ağır kusurlu olan davalı-davacı (kadın) yararına boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası tayin edilemez. Bu bakımdan kadının tazminat istekleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekir. Bu husus nazara alınmadan kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi ve yoksulluk nafakası tayini doğru bulunmamıştır.

b-Yukarıda (a) bendinde açıklandığı üzere kadının ağır kusurlu olduğu gerçekleşmiştir. Gerçekleşen tutum ve davranışı kocanın kişilik haklarına saldırı oluşturur. Koca, kendi sebep olmadığı boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerini de kaybetmiştir. Bu husus nazara alınarak koca yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir ve tayini gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ:

Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddenin (a) ve (b) bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA karar verilmiştir.

Bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. Bentte gösterilen sebeple ONANMASINA karar verilmiştir.

İstek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Görüldüğü üzere Aldatmada Affedilen Taraf Sonradan Kusurlu Sayılamaz şeklinde Yargıtay kararı olarak verilmiştir. Detayları yukarıdaki Yargıtay Kararının detaylarında anlatılmıştır.

Aldatmada Affedilen Taraf Sonradan Kusurlu Sayılamaz Yargıtay Kararı isimli makalemiz ile ilgili olarak sayfamızın alt kısmında bulunan yorum kısmından aklınıza takılan sorularınızı sorabilirsiniz.

Karşılaşmış olduğunuz hukuki sorunlarınızı ücretsiz olarak sorabilir veya düşüncelerinizi bize aktarabilirsiniz.

Yargıtay karar arama ekranına ulaşmak için buraya tıklayınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz